67'NİNSESİ

TSO SANDIĞINA SİYASET GÖLGESİ Mİ DÜŞTÜ?

Sandığa saatler kala Ereğli’de asıl soru artık “Kim kazanacak?” değil, “TSO’nun rotasını kim belirleyecek?”

GAGölge Adam 3 dk okuma90 okunma
Bu alana reklam verebilirsiniz
Haberi DinleTarayıcı seslendirmesi
TSO SANDIĞINA SİYASET GÖLGESİ Mİ DÜŞTÜ?
Yazı boyutu

Karadeniz Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine saatler kaldı.

3 Ekim Cumartesi günü sandık kurulacak.

Ve o sandıkta yalnızca bir oda başkanı ya da yönetim seçilmeyecek.

Ereğli iş dünyasının önümüzdeki dönemde hangi anlayışla yönetileceğine dair önemli bir tercih yapılacak.

Fakat seçimlere saatler kala şehirde konuşulanlar, projelerin ve ekonomik hedeflerin çok ötesine geçmiş durumda.

Çünkü artık kulislerde siyaset konuşuluyor.

Hem de öyle sıradan bir siyasi tartışmadan söz etmiyoruz.

Milletvekillerinin, belediye hesaplarının, gelecek dönem siyasi planlarının ve sivil toplum kuruluşları üzerindeki etkinin konuşulduğu bir seçim atmosferinden söz ediyoruz.

Peki TSO siyasetin arka bahçesi mi?

İşte asıl soru burada.

Arslan Keleş’in yeniden adaylığı konusunda, bunun yalnızca oda üyelerinden ve ticaret dünyasından gelen bir talep olmadığı, siyasi bir planlamanın parçası olduğu yönünde çeşitli yorumlar yapılıyor.

Şehir kulislerinde daha ileri iddialar da dillendiriliyor.

Bunlardan biri, AK Parti Zonguldak Milletvekili Saffet Bozkurt’un Arslan Keleş’e yeniden TSO Başkanı olması ve ilerleyen süreçte belediye başkanlığı adaylığı konusunda destek verilmesine ilişkin bir teklif sunduğu yönünde.

Tekrar altını çizelim:

Bu iddia teyit edilmiş değildir.

Dolayısıyla bunu bir gerçek olarak yazmak değil, seçim öncesinde kamuoyunda konuşulan ciddi bir iddia olarak sorgulamak gerekir.

Ama burada başka bir soru ortaya çıkıyor:

Böyle bir iddianın Ereğli’de konuşuluyor olması bile neden normal karşılanıyor?

Eğer TSO seçimleri siyasi gelecek planlarının konuşulduğu bir zemine dönüşüyorsa, burada durup düşünmek gerekmiyor mu?

TSO başkanlığı bir siyasi basamak mıdır?

Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığı;

Bir milletvekilinin siyasi planının parçası mı?

Bir belediye başkanlığı adaylığının ön hazırlığı mı?

Bir siyasi nüfuz alanı mı?

Yoksa tüccarın, sanayicinin, esnafın ve yatırımcının sorunlarını çözmek için kullanılan bir görev mi?

Bu soruların cevabı aslında çok açık olmalı.

Çünkü TSO’nun görevi siyasi kariyer planlamak değildir.

TSO’nun görevi üretimi büyütmek, yatırımı artırmak, ihracatı geliştirmek, üyelerinin önünü açmak ve Ereğli ekonomisini ileri taşımaktır.

Peki Ereğli’nin bugün konuşması gereken ne?

Finansmana ulaşamayan işletmeler var.

Ayakta kalmaya çalışan esnaf var.

Yatırım yapmak isteyen ama önünü göremeyen sanayici var.

Üretim kapasitesini artırmak isteyen firmalar var.

Organize sanayi bölgelerinde daha fazla yatırım ve istihdam beklentisi var.

Ereğli’nin yeni pazarlara, yeni yatırımlara ve yeni ekonomik projelere ihtiyacı var.

Hal böyleyken şehir günlerdir “Kim kimi destekliyor?”, “Kim kimin siyasi planında?”, “Kimin gelecekte hangi makama talip olması düşünülüyor?” sorularını konuşuyorsa, burada ciddi bir problem var demektir.

Çünkü mesele kişisel siyasi gelecekler değil.

Mesele Ereğli’nin ekonomik geleceğidir.

Sandıkta hesap başka, kuliste hesap başka mı?

Seçimlerin en önemli tarafı da burada ortaya çıkıyor.

Kulislerde ne konuşulursa konuşulsun, son sözü oda üyeleri söyleyecek.

Üyeler sandığa gittiğinde;

“Kim hangi siyasetçiye yakın?”

sorusundan önce,

“Kim benim sorunumu çözecek?”

diye bakmalı.

“Kim daha güçlü bir ekonomi yaratacak?”

“Kim yatırım getirecek?”

“Kim Ereğli’nin Ankara’daki sesi olacak?”

“Kim ihracatçının, sanayicinin, esnafın yanında duracak?”

Sorulması gereken sorular bunlar.

Çünkü TSO üyelerinin verdiği oy, herhangi bir siyasi aktöre değil; doğrudan kendi geleceklerine ilişkin bir tercihtir.

Siyaset kazanırsa TSO ne kaybeder?

İşte seçim gecesi asıl tartışılması gereken soru belki de bu olacak.

Eğer TSO seçimleri siyasi güç mücadelesinin bir parçasına dönüşürse, bundan kim kazanır?

Bir siyasi aktör mü?

Bir grup mu?

Bir isim mi?

Yoksa Ereğli iş dünyası mı?

Çünkü TSO’nun gücü, herhangi bir siyasi yapıya yakınlığından değil; üyelerinin arkasındaki güçlü iradeden gelir.

Başkanın gücü de bir milletvekilinin desteğinden değil, üyelerin verdiği yetkiden gelir.

3 Ekim’de cevap sandıktan çıkacak

Şimdi herkes konuşuyor.

Kulisler hareketli.

İddialar havada uçuşuyor.

Siyasi hesaplar tartışılıyor.

Ama 3 Ekim günü sandıklar açıldığında bütün bu tartışmaların üzerinde tek bir gerçek olacak:

Oda üyelerinin tercihi.

Kim ne söz verdi?

Kim kimi destekledi?

Kim hangi hesapla yola çıktı?

Kim gerçekten üyelerin karşısına projeleriyle çıktı?

Bütün bunların cevabını sandık verecek.

Ve belki de seçim sonrasında bugün konuşulan bütün siyasi hesapların ne kadarının gerçek, ne kadarının yalnızca kulis olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Şunu da unutmamak gerekiyor:

TSO bir siyasi kariyer merkezi değildir.

TSO bir siyasi pazarlık masası değildir.

TSO birilerinin gelecekteki makam hesaplarının basamağı da olmamalıdır.

TSO;

üreticinin,

sanayicinin,

tüccarın,

esnafın,

yatırımcının

ve Ereğli ekonomisinin ortak çatısıdır.

Eğer gerçekten güçlü bir Ereğli isteniyorsa, sandığın üzerindeki en büyük soru şu olmalıdır:

“Kimin siyasi geleceği daha parlak olacak?” değil…

“Ereğli’nin ekonomik geleceğini kim daha güçlü kuracak?”

3 Ekim’de sandık konuşacak.

Ve sandık konuştuğunda, bütün siyasi hesapların üzerinde oda üyelerinin iradesi olacak.

Çünkü son söz ne kuliste, ne makam odalarında, ne de siyasi hesaplarda…

Son söz sandıkta.

Bu haberi paylaşın

Gölge AdamGölge AdamTüm haberlerini görmek için tıklayın.

Bu habere tepkiniz nedir?

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu alana reklam verebilirsiniz

İlgili Haberler